Ürün Adı: Yaşamın Yüzüne Tutulan Bir Ayna - İzzet Keribar
Ürün Kodu: 1529
Bu ürün 279 kez incelendi.

 

 

Müziğe doğuştan yetenekliydi, çok iyi bir kulağının olduğunu söylüyorlardı. Hafızası çok kuvvetliydi. Öyle ki, piyanoda Bethooven'ın bir senfonisini kulaktan çalabilirdi. Ancak ağabeyi onu küçük yaşlardan itibaren fotoğrafa alıştırdı. Her ne kadar müzikten zevk alsa da fotoğraf çekmek onun için bir tutku, inanılmaz bir heyecandı. Dünyayı görmek, yeni yerler gezmek en sevdiği hobisi oldu. Lükse ve gösterişe para harcamaktan hep kaçındı ama dünyayı gezip farklı coğrafyalardan insanlarla tanışmak, oralara vakıf olmak heyecanlandırdı onu. Sık sık uzun ve uzak yolculuklara çıktı bu yolculuklar giderek fotoğraflarında dil bulacak, şekil alacaktı. Fotoğraf karelerinde ölümsüzleştirdiği Rusya, Küba, Fas, Hindistan, Nepal, Tibet, Vietnam, Laos, Kamboçya seyahatlerini düzenledikleri gösteriler aracılığıyla fotoğraf severlerle paylaştı. Önemsiz gibi görünen ayrıntıları görmemizi ister. Çünkü ayrıntılar öyle göz önüne gelirler ki, tıpkı yaşamın kendisi olurlar. İstanbul'u en güzel şekilde görüntülemek için minarelere çıktı, oradaki bir bulut, geçen bir vapur, gezdiği kentlerin sokaklarını karelerine taşıdı.
Hata yapma ve doğru görüntüyü kaçırma korkusunu hep yaşadı. Bugünkü makineler çok akıllansalar da doğru açıları bulmak, doğru saatlerde gitmek her zaman önemini korudu.
En zor çektiği fotoğraf mı? Kenya'da Masai yerlilerinin barınağında çektiği fotoğrafı unutamıyor. Elektrik yok, ortam çok karanlık, göz gözü görmüyor. Çok az bir mum ışığıyla kulübeye girilebiliyor. Bir süre beklediğinde ancak göz bebeği büyüyünce birtakım nesneleri seçebiliyor. Elindeki fotoğraf makinesinin eskilere oranla daha gelişmiş olmasına rağmen görüntü alırken çok ama çok zorlandığını hiç ama hiç unutamıyor.
Tahmin etmiş olmalısınız, sözünü ettiğim kişi uluslararası fotoğraf sanatçımız İzzet Keribar. İzzet Keribar'ı ağabeyi Leon Keribar fotoğraflara aşırı ilgilidir ve onun bu ilgisi İzzet Bey'e de geçer. O dönemlerde fotoğraf makinesi hemen alınmaz ki! On yedi yaşındaki İzzet, harçlıklarını biriktirerek alır Zeiss-İkon fotoğraf makinesini... 1982 yılından beri yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda fotoğraf sergisi ve dia gösterisi gerçekleştirir. Uluslararası Fotoğraf Federasyonu tarafından 1985 yılında A.Fiap (Sanatçı), 1988 yılında da E.Fiap (Ekselans) ünvanlarını alır. Aynı zamanda Fransız Kültür Bakanlığı'nca Legion d'Honneur nişanını (Akademik Başarılar Şövalyelik ünvanı) kazanır. National Geographic Traveler'da 2.lik alır. Bu ödülleri Fuji Avrupa Basın Ödüllerinde 1.likleri takip eder. İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği üyesi olan (İFSAK) Keribar, birçok kuruluşta halen fotoğraf dersleri veriyor.


1. Fotoğraf sanatı ile ilgilenmeniz hayata bakışınızı nasıl değiştirdi?

1980 yılı yaşamımda fotoğrafla tanışmamım ikinci miladı oluyor. Fotoğrafa bağlandıkça, yaşamım hatta tüm ailenin yaşamı etkilenmeye başladı. 1997 yılında, diğer işlerime son verdiğimde elimde yapabileceğim şeyler sadece fotoğrafçılık kalmıştı. Ve o yıldan itibaren, sadece fotoğrafçılıkla geçinmeye başladım. Fotoğrafçılık artık bir yaşam biçimi olmuştu ve aradan 17 yıl geçti hala öyle.

2. Sanat yaşamınızda dönüm noktası olarak gördüğünüz bir olay oldu mu? Ya da önemli bir tanıklık? Ya da önemli bir teklif? Aslında bir değil birkaç tane oldu diyebilirim. En başta ağabeyim Leon Keribar'ın etkisi çok oldu. Ancak yıllar sonra ve özellikle 1990’lerden
sonra fotoğrafçılığım tam profesyonel bir meslek halini aldı. Dolayısıyla
sadece sanattan bahsetmemeliyiz. Sanatta ise 2008 yılı benim içim bir dönüm noktası olsu, o zamandan beri fotoğraflarım çağdaş sanat fuarlarında veya müzayedelerinde satılıyor.

3. İzleyeni gezgin kılan bir bakış açınız var. Renkler ve görüntülerle gözlemevinize giren, belleğinizde yer eden, bilincinize yansıyan her şey boyutlanarak/biçimlenerek bize ulaşıyor. Özellikle kentler, mekânlar... Bu izlerden yola çıkışınız üzerinde duralım istiyorum. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bilindiği gibi uzun yıllardan beri fotoğraf çekiyorum, ayrıca hem Türkiye içinde hem de dışında birçok kez salt fotoğraf çekmek için seyahatler organize ettim. Seyahat ve geziler bittiğinde, fotoğraflarımın seçilip dizilmesi, hatta photoshop programıyla işlenmesi ve dia gösterisi haline sokulması çok zaman alıyor. 1985 yılından beri düzenli olarak dia gösterileri yapıyorum, bunlara uygun müzikler ekliyorum. Sergiler açıyorum. Çünkü fotoğrafçılık paylaşılması gereken bir uğraştır. Zamanla uyduğum bazı
kriterler oluşturdum, belki gördüklerimi izleyiciye farklı ulaştırmanın sırrı orada.

4. Her aile, fotoğraflar vasıtasıyla kendi familyasının bir portre-tarihçesine çıkarır. Sizin böyle bir çalışmanız var mı? Evde iki adet arşivimiz var. En önemlisi demeyelim de an büyüğü
profesyonel arşivim, 70 ülkenin ve bir o kadar şehrin fotoğrafları mükemmel bir şeklide arşivlenmiş duruyor. Aile fotoğraflarımızın arşivi ise bir o kadar önemli ve her biri ayrı klasörlerde. Son zamanlarda onu da dijitalleştirmeye çalışıyorum. Böylece istediğimiz zaman IPAD' de 60 yıllık aile serüvenimizi seyredebiliyoruz.

5. Fotoğraf sanatı turizm sektörüyle paralel bir gelişim gösterdi. Fotoğraf çekme odaklı gezilerinizden söz eder misiniz?

Fotoğraf odaklı " Profesyonel " anlamda gezilere yaklaşık olarak bir yıldan beri katılıyorum. Bunları birçok tur şirketi bazen de özel kuruluşlarla organize ediyoruz. 10-15 kişi arasında fotoğrafçı katılıyor.
Seyahate gitmeden toplantı yapıyoruz, dönüşte ise bir kez daha buluşarak fotoğraflarımıza yine
birlikte bakıyoruz. Bu tür fotoğraf odaklı gezilerin diğer turistik gezilerle karşılaştırırsak çok büyük farklar olduğunu görürüz. Özellikle bir yerden diğerine gidildiğinde gerektiğinde ve fotoğrafik konular
fark ettiğimde aracımızı durdurabiliyorum. Diğer turlarda araçlar hiç durmaz.

6. Profesyonel bir fotoğrafçı olmak nasıl bir duygu? Profesyonel fotoğrafçı olmak güzel bir duygu, çünkü elinizde olan fotoğraf makinesi parkından başka sermayeniz yok, sadece fotoğraf üreterek geçiminizi sağlayabiliyorsunuz. Ve ondan dolayı çok mutlu ve gururluyum.

7. Fotoğrafta çıkış noktanız nedir? Olay mı, konu mu, yaşanılanlar mı?

Aslında tümü diyebiliriz. Konular seyahate çıkmadan önce gerek internete bakarak, gerek rehber kitapların araştırarak neler göreceğimiz hakkında bir fikriniz olabilir, ancak yaşam ayrı bir şey, nasıl bir sahne ya da nasıl bir tablo ile karşılaşacağınızı hiç bilemezsiniz. Bu nedenle, hazırlıklı olmak gerekiyor, makinemizi her zaman atışa hazır olması ve " hafıza kartım bitti, bataryam tükendi " gibi kötü şakalara yer vermemek lazım. Ayrıca kullandığımız makineyi iyi bilmemiz ve ona hâkim olmamız gerekiyor.
Photoshop ancak güzelleştirmedir, asıl fotoğrafın mümkün orijinale sadık kalması ve bilinçli olarak kusursuz bir şekilde olması gerekir.


8. Sanatçı kendiyle hep bir tür hesaplaşma içindedir. Geldiğiniz noktada birçok şeyi aşmış bir fotoğraf sanatçısısınız. Yılların birikimiyle bir on, on beş yıl öncesinin hesaplaşmasını yaparsak o günkü İzzet Keribar ile bugünkü İzzet Keribar arasında nasıl bir gelişmişlik çizgisi görüyorsunuz?


Doğrudur, 15 -20 yıl önce daha gençtim. Ve fotoğraf hayatımın önemli bir bölümünün önüme serilen gelecekte bulunduğuna inanıyordum. 2000’li yıllarından başında fotoğrafçılıkta önemli bir gelişme oldu. Dijital fotoğrafçılığa ta başından (2003) beri ısınmam birçok şeyi değiştirdi ve yerimde saymayarak daha ileriye gittim. Öyle diyorum çünkü birçok arkadaşım bu yeni akıma direndiler ve farkında olmasalar da geri kaldılar. Yaşadığımız bu dönemde her şey çok çabuk gelişiyor, işlerinizde
hem yaratıcılık olacak, hem de yeni teknolojiye ayak uyduracaksınız. Ne var ki yıllar geçtikçe ben de yaşlanıyorum ve öyle bir gün gelecek ki fotoğrafçılığım yapacaklarımla değil, daha önceki yıllarda yaptıklarımla anılacak.



9. Sanatçı her şeyden önce kendi tutkusunun sürgünü olur. Seçtiniz mesleğin doğası gereği size gönüllü sürgünlüğü de beraberinde getirdi. ? Evden çıkıp gitmek, dönüp gelmek ama yine gitmek? Bu konuda ailenizden nasıl bir destek aldınız?

Eski ticaret hayatımda geceleri uyanık çek senet ve batakları düşünür geceleri bazen uyuyamazdık. Fotoğrafçılığı bir yaşam biçimi olarak seçtiğimden beri farklı korkular süslüyor rüyalarımı, makineyi kaybetme, çaldırma, gibi korkulu düşler süslüyor gecelerimi: Seyahatlerde geç kaldığımı bazen uçak kaçırdığımı ya tanımadığım yerlerde kaybolduğumu görüyorum. Demek ki beyin farklı etkenlerin etkisinde kalıyor. Ayrıca, profesyonel çekimler de var. Rekabet hem kalite hem de rakam olarak
şuracıkta duruyor. Artik ülkemizde iki elin parmaklarıyla sayılacak kadar az fotoğraf ustalarının zamanı çoktan geçti. Günümüzün gençleri mükemmel işler yapıyor. Her birinde usta işi makine parkı var. Bunlarla rekabet etmek nasıl olacak? Yıllardan beri sağda solda duyulan adımla mı? Emin
olabilirsiniz ki bu yeterli değildir. Hızla değişen teknolojiyi gününe izleyerek, yeni çekim sistemlerine daha pahalı, daha üstün makinelerin de yardımıyla öne çıkmanız gerekir... Hani bir deyim vardır "duran düşer " diye. Fotoğrafçılık mesleğine güzel uyan bir deyim bu. Çağa ayak uydurmak
gerekiyor. Söyleşiler, ofisteki saatlerim, hem yoğun gezi programları, İstanbul dışında davetler ya da jüriler eşimi sık sık yalnız bırakmama neden oluyor. Fırsat bulursam, o da gezilerime katılıyor. Kendisi fotoğrafçı değil evde profesyonel anlamda fotoğrafçılığı tam anlamıyla bir kariyer olarak
götürmemi hiçbir zaman engellemedi. Bundan dolayı eşime müteşekkirim.


Sanat karşı konulmaz bir çekiciliği olan, büyüleyici olduğu kadar gizemini içinde barındıran bir düşler evreni. İzzet Bey’in evinin duvarlarında onun fotoğraflarının arasında olmak müthiş bir keyfti. Yaşamla, yaşamın ayrıntılarıyla sımsıkı bir ilişki içinde olduğunu görebiliyorsunuz. Onun fotoğraflarında kendisini göremiyorsunuz ama o karelerde onun nabız atışını duyar gibi oluyorsunuz. Size heyecan veriyor, sizi düşler âlemine sürüklüyor. Adeta sizin yakınınızda size sımsıkı dokunan bir el gibiydi bu fotoğraflar.
Kareden kareye atlarken yaşamın canlı bir öyküsüne tanıklık ediyordum. Bu anlamda İzzet Keribar’ın fotoğraflarının insanoğlunun anı defterine dönüştüğüne inanıyorum. Dileğim fotoğrafları uluslararası fuarlarda sergilensin, yarışmak için hep yol alsınlar, bize de onları izleme keyfi düşsün.
Bu söyleşi için bize zaman ayırdığı için kendisine teşekkür ederiz.



Raşel Rakella Asal
5 Şubat, 2014

 

Bize Ulaşın

Adres: - Alsancak / İZMİR

Telefon: 0232 222 33 11

E-Posta: rakelasal@gmail.com

Web: http://raselrakellaasal.com/