Ürün Adı: Uluslararası Bir Sanatçımız – Suhandan Özay Demirkan
Ürün Kodu: 1530
Bu ürün 393 kez incelendi.

 

 

Tüm sanat dalları teker teker ve birlikte ele alındığında sanatın içinde nasıl yan yana bulunduklarını görebilirsiniz. Yaşadığımız dünya gibi sanat da çok dilli ve çok katmanlı. Her bir sanat dalı kendine özgü “malzemesiyle” anlam kurar; biçimler arası ilişkilerden, estetik dilin sınırsızlığından, sanatçının eserini nasıl görmesi gerektiğine dair pek çok alt başlık barındırır.

Sanat her zaman toplumsal değişimlerden etkilenir, sanatçı da buna bağlı olarak eserlerini çağının özelliklerini yansıtarak oluşturur. Türk resim ve plastik sanatı da oluşmuş olduğu dönemden günümüze gelene dek çok çeşitli değişikliklere uğradı ve şekillendi. Barnett Newman ellili yıllarda “Heykel, bir resme bakmak için geri çekildiğinizde çarptığınız şeydir” diyordu. Ama altmışlı yılların başında karşımıza çıkan yapıtlar söz konusu olduğunda bir binanın üzerinde ya da önünde bulunup da binaya dâhil olmayan, ya da manzarada bulunup da manzaraya dâhil olmayan şey heykeldi. Benzer bir yaklaşımı Joseph Beuys’ta da görürüz. Beuys insanı, yaşamı bir heykel olarak değerlendirir ve kendisine ait olan “sosyal heykel” kavramını şu şekilde açıklar. “Sosyal Heykel, yaşadığımız dünyayı nasıl biçimlendirdiğimiz ve şekillendirdiğimizdir. Bu nedenle heykellerimin doğası kesin ve bitmiş değildir. Birçoğunda işlemler sürmektedir; kimyasal reaksiyonlar, mayalanmalar, renk değişiklikleri, çürüme, kuruma. Her şey bir değişim durumundadır.”

Sanat insana yaşama coşkusu veren, hayal ve fantezi kurduran, ufkunu genişleten bir dal. Sanatçılık bir işçilik değil, bir düşünce biçimi, bir tasarım kimliği, bir bakış açısı kazandırmaktır. Sanatta güç vardır, tereddüt ve öfke vardır, cesaret, kararlılık ve gerçekten dünyayı değiştirme, sanatı dönüştürme iddiası vardır. Bu bakış açısıyla anlamı genişlemiş heykel bağlamında 20. Yüzyıl sanat hareketlerine dâhil olan Fiber Art/ Lif Sanatı’ndan söz edebiliriz. Günümüzde plastik sanatlar platformuyla eşdeğerde bir söylem geliştiren
Tekstil Sanatı/Fiber Art, geleneksel tekstil teknik ve malzemelerini iki boyuttan üç boyuta taşıyan yorumlarla mekân yaratma sanatında yepyeni olanaklar sunuyor. Lif sanatını lif olabilecek her şeyle, çimenlerle, ağaçlarla, ipliklerle, gazete kâğıtlarıyla ve aklınıza gelebilecek her şeyi bir sanat formu haline dönüştürmek olarak kısaca tanımlayabiliriz.

Evet, her şeyden yararlanıyor bu sanat dalı. Örneğin; kendi dışındaki sanatlardan, kendi iç ve çatışan değerlerinden neden yararlanmasın? Bu olmadığında çağdaş ve özgün olan eksik kalır. Kısaca, Lif Sanatı deyince aklımıza kesinlikle geleneksel tekstil teknikleri gelmeli. Tekstil sanatı dediğimiz, sepet örgü, nakış, dikiş, aplike, dokuma, örme, halı gibi tekniklerin bir desene ya da forma bürünmesi hali.

Fiber Art/ Lif Sanatı son yıllarda bütün dünyada yaygınlaşan bir modern dokuma sanatı. Lif sanatçıları, iplikten metale, deriden cam elyafa kadar çok geniş bir malzeme dağarı kullanarak, tekstil yüzeyleri oluşturuyor. Tarih öncesine dayanan dokuma geleneğini yeni teknikler ve malzemelerle geliştirmek, lif sanatının asal etkinliği. Geleneksel dokuma tezgâhının yanı sıra, çerçeve, halka, kanca gibi birçok araç kullanılıyor. Zaman zaman işin içine üçüncü boyutun da girmesiyle, lif sanatının sınırları tekstil heykellerine kadar ulaşıyor. İzlerken, tanışırken, heyecandan soluğunuz kesiliyor, zihin çarklarınız büyük bir hızla, duyarlığımız büyük bir hazla katılıyor serüvene. Bana en çok haz veren tarafı yaratılan eser üzerine düşünmek.

Yurtdışında ülkemizi tanıtan bir lif sanatçısı var. Hem de kentimiz İzmir’de yaşıyor. Onun sergi aktörleri ipler, kumaşlar ve kâğıtlar. Tasarladığı ayakkabı ve giysi heykeller dünyanın dört bir tarafını geziyor. O heykel gibi ayakkabılar, resim gibi kıyafetler, örgü tablolar yapıyor.

Malzemeleri: Sınırsız, bin bir çeşit iplik, kumaş, deri, kâğıt ve lifler
Tekniği: dokuma, örme, kesme ve dikme, keçe ve kâğıt gibi sıkıştırma teknikleri, her türlü tekstil teknikleri ve mix medya
Duygusal malzemeleri: dünyaya, yaşama ait bir yerlerden, bir şeylerden çıkarak sanat üretmek, disiplin, bağlılık
Düşünsel Malzemeleri: akıl, hesaplama, uğraş verme, özgün bir dil yaratma, deney ve serüven


Eğitim aşamasının karmaşık ilişkilerinden etkilenmiş, farklı rüzgârlardan, önemsemelerden, özenmelerden geçmiş. Kendisini, kendisinin olanı aramış, denemiş. Kendini tarihinin sayfalarına kayıtlar düşmüş. Onun birçok ülkede sergilenen Hititlerin burnu kalkık ayakkabılarıyla Türk çarıklarını birlikte yorumladığı tasarımları çok ilgi gördü. El yapımı kâğıt ve dantelden yaptığı düğün ayakkabıları ise peri masallarından fırlamış gibi. Kısaca o, yaratıcı bir tekstil sanatçısı.

Onu şöyle tarif edebilirim. Her yanı ışıltılı bir yüz… Yüzün ışığı, çevresindeki gölgeli kızıl kumral saçlara da uzanıp yayılıyor. Bir şey söyleyecekmiş gibi dudağını aralayıp büzüyor. Başını yana eğip vazgeçip susuyor. Bu yüz Suhandan Özay Demirkan’ın yüzü… Duru bir ışık alanı; ama bu duruluğun altında sanatçı kimliğinin, yaratmanın coşkusunun, duygusallıkla düşüncenin uçuşkanlığının kesiştiği ince noktaları yansıtan bir ayna aynı zamanda.

Sanatıyla yaşamanın özleşmesidir bu yüz. Nedir sanatının gizi? Önce Suhandan Özay Demirkan’ın sanat serüvenini bilmek gerekir. 1965’te İzmir Amerikan Kız Kolejinden mezun oldu. 1966-67 döneminde Viyana’da Üniversitat Der Wien’de Almanca dil eğitimi ve 1966-71 yılları arasında Avusturya’da Hochschule für Angewandte Kunt in Wien’de Dekoratif Sanatlar ve Tekstil eğitimi gördü. 1971’de Viyana Devlet Akademi Ödülüne layık görüldü. 1971-72 döneminde Hochshule für Angewandte Kunt in Wien’de Prof. Rader Soulek atelyesinde, moda ve tekstil alanlarında yüksek lisansını tamamlayıp MA diplomasını aldı. 1990-91 döneminde İstanbul Marmara üniversitesi Pedagojik Formasyon eğitimi alan Özay, 1991'de Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda Aksesuar Tasarım Programını kurdu. 1992-1995 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Özgün Dokuma Sanatı alanında Doktorasını tamamladı. 1996'da doçent, 2002 yılında profesör unvanını aldı.

Sanatını ve kendi kişisel sanat duruşunu şöyle özetliyor: “Lif sanatı aslında çok yeni değil. ‘60lı ve ‘70li yıllarda Amerika ve batıda “Fiber Art” uygulamaları kapsamlı sergiler sıkça yapılmakta, bu kategoriye has dergiler yayınlanmaktaydı. ‘60lı yıllarda batıda Lozan Biennalleri sayesinde tekstil disiplinleri yeni bir vizyona kavuştu. Duvar tekstilleri iki boyuttan üç boyutta sergilenmeye başlandı. En önemlisi tekstil sanatı sergilenebilir nitelik kazandı. Benim eğitim aldığım yıllarda bu etkinlikler ve öncü sanatçılar müthiş heyecan ve innovasyon getirdi. Aslında katı disiplinlerin yıkılmasıyla malzemede çeşitlilik, formda özgürce yorumlara yönellindi.”

Kültür Bakanlığınca yayınlanmış olan "Dokuma Resim Sanatı" adlı kitabında bu bilgiler hep var. Sanatın bu teriminin Türkiye’deki yaygınlaşmasında en önemli unsur akademik çevrelerce önceleri yadırganmasına karşın, onun istikrarlı yayınları ve 1972 den bugüne açtığı ve düzenlediği sergileri oluyor. Tabii 1993 de Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine bir eğitmen olarak katılması ve deneyimlerini genç tasarımcılara aktarabilmesi işin en güzel tarafı!

Eğitimde hoca öğrenci ilişkisine çok önem verdi. Onlara önemli teknikleri öğretmekle sınırlı kalmadı, bakış açısı kazandırmaya yöneldi. Sanatın bir düşünce biçimi, bir tasarım kimliği olduğunun altını çizdi. Gençleri aldıkları yolda teşvik etti. Bu yeni sanat dalına yeni rüzgârların, ateşlerin, genç değerlerin ve cesaretlerin taşınmasını sağladı. Bu genç sanatçılarının ellerinden tutulması, önlerinin açılması ve bu yeni alana gençliklerinin akıtılması için emek verdi.

Davetli olarak sergiye katıldığı Polanya’nın Lodz kendinde her üç yılda bir düzenlenen 10th International Tapestry Triennial Lodz, tartışmasız bugün dünyanın en büyük ve en önemli tekstil sanatı etkinliğidir. 30 yıldır düzenli olarak Lodz, Central Textile Museum’da gerçekleşen sergiye 2001 yılında Türkiye dâhil davetli 52 ülkenin sanatçıları toplam 139 yapıt ile katılmıştı. Klasik tapestry dokumalarından lif sanatının en uçuk sunumları müzenin üç katında sanatsal bir koreografi içinde yer aldı…
Bu önemli etkinliğin ilginç bir yapısı var; katılan sanatçılar öncelikle bir önceki triennialde yer alan farklı uluslardan sanatçılar olarak gelecek biennial için kendi ülkelerinden en iyi ve en ilginç sanatçıyı öneriyorlar. Böylece serginin niteliği de önerilen sanatçıların düzeylerine bağlı olarak değişebiliyor. Bu sergiye Türkiye’den Suhandan Özay Demirkan davet edilmiş olması onun sanatçı kimliğinin uluslarası platfromdaki konumunun bir göstergesi.

Yurt içi ve yurt dışında araştırmalar yapan Özay Demirkan, iç mekân, moda alanında baskı, batik işleme, aplikasyon ve özgün dokuma uygulamaları gerçekleştirdi. Osmanlı giysi ve Aksesuar tarihi, Türk giysi tarihi, tekstil tarihi, dericilik ve tasarımı, takı tarihi üzerine araştırmalarını sürdüren Özay’ın yayınlanmış, “Mısır Tekstil ve Giysi Tarihi” adlı kitabı, “Navaho ve Türk Halıları” üzerine araştırması, dünden günümüze mücevher tasarımı ve teknolojisi üzerine yayınlanmış pek çok makaleleri var.

Yurt içinde ve dışında kişisel ve karma sergiler ile uluslararası kongre ve sempozyumlarda Türkiye’yi temsil ediyor; eserleri Angewandte Kunst Museum Arşivi; Viyana, Avusturya ; Central Museum of Textiles, Lodz, Polonya, Fransa, Musee des Tissues et des Arts Decoratifs- Lyon (2010), Belçika, Virtual Shoe Museum (2009), Polonya, Central Museum of Textile, Lods(2000) , Den Haag, Hollanda ; Eski Kitap ve Kağıt Müzesi İzmir,Türkiye ve ayrıca özel koleksiyonlarda bulunuyor.

“Lif Sanatı” alanında Türkiye’de çığır açanlardan biri olarak kabul edilen Suhandan Özay Demirkan tasarım projeleri, yarışma ve sergiler düzenledi ve küratörlüklerde bulundu. 2000'li yılların başlarında bir motto olarak ortaya atılan 'ne yiyorsan o'sun' cümlesini, tekstil ve tasarım alanına uygulamış ve 'ne giyiyorsan o'sun' cümlesini oluşturmuş. Giyim ve aksesuarın, kişinin kimliğini ortaya koyan ya da gizleyen bir bütün olduğu düşüncesi, zamanla bu yarışmanın doğmasına neden olmuş. Suhandan Özay Demirkan, “genç tasarımcılar seslerini daha çok duyurmalılar. Görüyorum ki, 'ne giyiyorsan o'sun' onların zaten kullandığı bir motto. Bunu daha yüksek seste, ulusal ve uluslararası düzeyde kullanmalı, tasarımlarını daha geniş platformlarda sergileme imkânı bulmalılar” diyor... Bu çıkış noktasıyla da gelenek ile bugünün birleştiği bir yarışmayı, iki farklı kuruluşu bir araya getirerek başlatmış...



Anatolian Artisans(AnArt) ile (ASD)Alaçatı Sanat Dostları' nın amacı genç tasarımcılarla sektör arasında bir köprü oluşturmak, Anadolu el sanatlarının yöresel ve kültürel karakteristiğini koruyarak güncel, yenilikçi, yaratıcı ve sürdürülebilir tasarımlar elde etmek... Bunun için yarışmaya katılan tasarımlarda geleneksel izler, işlevsellik, sadelik ve günlük kullanıma uygunluk aranacağı gibi, doğal malzemelerin kullanılması da önemseniyor.

2003’de İzmir Başak Sigorta Sanat Galerisinde “Adımlar" adlı kişisel sergisinde, tekstil sanatının iki boyuttan üçüncü boyuta geçişinin izlerini taşıyordu. Sergi, geçmiş ve bugün arasında kurulmuş estetik bir köprü gibiydi. “Adımlar”ın kaynağı, geçmişe ait bir formun (çarığın) modern bir bakışla yeniden üretilmesi düşüncesine dayanıyordu. Geçmişin zengin sembolik birikimini bugünün estetik anlayışıyla buluşturmuştu. Sanatçı bu sergisinde yaşadığı anın, kültürün, toprağın alt zeminlerini kuşbakışı gözlemleyerek, süzdüklerini bambaşka bir platformda, yeniden birleştirdi. Üstelik bu konuda sanatçı olarak sanatının tarihsel bir işlevle yükümlü olduğunu gösterdi. Geçmişin nesneleri ile kültürler, tarihsel imgelerle bir alışverişe girerek, geçmiş ve günümüz nesneleri arasında bağlantılar kurdu.

13-16 Eylül 2007 tarihleri arasında Birmingham’da ve 11- 14 Ekim 2007 tarihleri arasında ise Alexandra Palace, Londra’da, Creative Exhibitions Ltd. organizasyonu ile “The Knitting and Stitching Shows” etkinliği kapsamındaki sergilere davetli sanatçı olarak katıldı. Birmingham’da gerçekleşen “Fiber Works” adlı bu kişisel sergisinde “lif sanatı”ndan örnekler verdi. İngiltere Tyne and Wear Museum’da sergilenmeye değer bulunan lif ayakkabıları da sanatseverlerle ikinci kez buluşmuş oldu.

2011’de Alaçatı, Kırmızı Ardıç Kuşu Sanat Galerisi’nde dokuma, keçe, grafikler, giyilir-giyilmez sanat…” koleksiyonundan oluşan eserlerini sergiledi. Lif sanatını, sanat dalları ve formlar arasında buluşturucu bir misyon üstlendi; doku yapısında her türlü lif ile karışık malzeme kullanarak kendini ifade etti. İpek, el yapımı kâğıt ve dantel gibi bilinen malzemelerin bileşiminden yeni bireysel yorumlara ulaşarak iki boyutlu anlatımdan üç boyutlu yapıtlara ulaştı.

Türkiye’de “Lif Sanatı” kavramının tanınmasında ve yaygınlaşmasında gerek bilimsel yayınları, gerekse gerçekleştirdiği ulusal - uluslararası sanatsal etkinliklerle önemli rol oynayan Suhandan Özay Izmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Bölümü Başkanı olarak tam zamanlı ders vermeyi sürdürdü ve emekli olduğu Şubat 2011 tarihine kadar ayrıca Moda Aksesuar Tasarım Bölümü başkanlığı görevini üstlendi. Moda Aksesuar Tasarım Programının kuruluşunda, takı, saraciye ve ayakkabı tasarımı dalının sektörlere tanıtımında önemli girişimlerde bulundu.

2013-2014 arası gerçekleştirdiği etkinlikler olarak, Gelenekten Bugüne” Anatolian Artisans (AnAer) ve Alaçatı Sanat Dostları (ASD) işbirliği ile “Gelenekten Bugüne” moda tasarım yarışması organizatörülüğünü üstlendi. Mayıs 2014 de Textiles in Alaçatı-Gallery/ Atelier Suhandan'da genç sanatçılara ve kendi çalışmaları için düzenlediği sergide tasarımcılar kadın giyim tasarımı, çocuk giyim tasarımı, T-shirt tasarımı, aksesuar tasarımı ve takı tasarımı olmak üzere beş kategoride yarışmaya katıldılar.

18 Haziran -05 Ekim 2014 tarihlerinde uluslararası ayakkabı tasarımcıları/sanatçıları Viyana'da Buluşuyor. Avrupa’nın en ilginç sanat müzelerinden Hundertwasserhaus Müzesince düzenlenen bu sergiye "SHOEting Stars "Shoes in Art and Design" (Sanat ve Tasarımda AYAKKABInın Parlayan Yıldızları) adlı sergiye Suhandan Özay Demirkan "Eccentric" ve "Ala-turka" adlı yapıtları ile katılıyor.
Serginin tematik gruplandırılmasında sanat, tasarım ve zanaat arasında hiç de kesin olmayan sınırlar vurgulanıyor. Ayakkabılar işlevin yanı sıra ihtiras, tutku, fetişizm duyguları ya da mükemmeliyet arayışını sembolize ederler. Sanatsal ifade için oldukça cazip elemanlardır.
Bu serginin teması "ayakkabının" gelip geçici moda projeleri olarak değil, tasarım objeleri olarak düşündürücü ve otonom söylevleri olduğunu gözler önüne sermek. Takribi 220 adet deneysel ayakkabı kreasyonlarının çoğu sanatçı, tasarımcı ve mimarlarca tek bir model olarak ve az sayıda üretildi. Pek çoğu konsept söylevleri ya da popülerizme bir başkaldırı heykelcikleri olarak değerlendiriliyor.
Suhandan Özay Demirkan yalnız sanata bakmıyor, Anadolu kültürünü de soluyor. Usuyla, içsel devinimlerle dolu bir iç dünyasına da tanık oluyoruz. Tüm sanatçılar gibi kendi kültüründen, Anadolu topraklarından aldığı malzemeyi bugünkü dünyamıza taşımakla bize özgü görsel öğeleri, kendine özgü bir sanat diliyle yaşatma yolunu seçiyor; ilk bakışta yineleme gibi görünseler de bu öğeler giderek farklılaştıkça usta işi özelliklerini de sezdiriyorlar biz izleyicilere. Geçmişin inceliklerinin unutulduğu günümüzde nostaljik bir özlemle geçmişi ve onun içinde barınan ayrıntıları günümüze taşıyor. Geçmiş gizemli. Yabancılaştığımız bu gizemli öğeleri bir figür görüntüsüne büründürerek adeta simgeleştiriyor. Dikkatli bakıldığında simge gibi görünen bu çarıklar yaşamın ta kendisi oluyor.
Sanata adanan bir yaşam. Boyun eğmezliğe, hiç yılmamaya adanmış bir hayat. Hikâyesini hisli bir şarkı söyler gibi ama ışıldayan bir yaşama sevinciyle anlattı. Sanat yeri yurdu olmuş. Sanat emeğini istemiş, yüreğini istemiş, sanat sevda istemiş, yeni eserler istemiş. Sanat sürgünü yaşamı akıp giden bir ırmak gibi, ışıldayıp durmuş. Sabun köpüğü gibi yok olmamak için, kalıcı olmak adına yüreğiyle dokuyor her deseni. Ellerinde kopuyor her ilmik. Evinin duvarlarında hep kendinden bir şeyler var. Sığınacağı, soluksuz kaldığında soluyacağı, çoğalan desenleri artık uluslararası fuarlarda sergilenmek, yarışmak için hep yol alacaklar.

Sen, hep ürünlerinle bizlerle yaşa, sevgili Suhandan.

Raşel Rakella Asal
18 Mayıs, 2014






Seçilmiş Sergiler
2014 “SHOEting Stars –Shoes in Art Art Design”.Kust Haus Wien /Hundertwasser Museum,Viyana,Avusturya
2013 “Strong Appearance!-Experimental Shoe Design”, Leipzig Grassi Museum of Applied Arts, Almanya
2012 “Maddenin Halleri”, Armaggan Art & Design Gallery, Nuruosmaniye ,İstanbul,Türkiye
2012 “Animal Fibers: Art Informs Shibori”, ISS 8th International Shibori Symposium, Hong Kong
2011 “Lif Oyunları-Alaçatı”, Kırmızı Ardıç Kuşu Gallery, Alaçatı-Çeşme,Turkey (solo)
2010 “Valcellina International Contemporary-Textile-Fiber Art Award Exhibition”, İtalya
2009 “Lif Sanat Sergisi”, 3. Ege-Art Sanat Günleri, İş Sanat Galerisi, İzmir, Turkey
2009 “The Enchanting Shoes of Suhandan Ozay”, Hollanda Deri ve Ayakkabı Müzesi,
Waalwijk, Hollanda
2009 “Cut”25. Jubilaums International Textile Art Symposium Graz, Avusturya
2008 “Çeyiz Sandığı-Gelin Ayakkabıları”, IF Gelin-Damat Fuarı, İzmir, Turkey
2008 “No Limits; Shibori in Fashion” ISS’08 ,7.International Shibori Symposium,
Artefact Gallery,Lyon,Fransa
2008 “Liflerle Yaşamak”, Çatı Art Gallery , Alacati, Çeşme, Türkiye
2008 “Karma/ Karışık” , DEÜ GSF Tekstil Sanatçıları Grubu, DEÜ Desem , İzmir, Türkiye
2007 “Giyilir/Giyilmez” Ayşe Takı Gallery, İstanbul , Türkiye
2007 “Lif Oyunları”, Galeri G-Art, İstanbul, Türkiye (solo)
2007 “Anatolian Fiber Shoes”; The Knitting and Stitching Show, NEC, Birmingham;
Alexander Palace, Londra, İngiltere
2007-06 “Ayakkabılar: Izdırap ve Zevk” , Tyne & Wear Muzesi, Shipley Gallery,
Norwich Castle Museum, Cartwright Hall Gallery, Bradford , Ingiltere
2005 “Visions in Textiles-gelenekten tekstil sanatına / yarının tasarımına”,13. ETN Konferansı
(European Textile Network ) Uluslararası Tekstil Sanatı Sergisi TC Kültür Bakanlığı
Devlet Resim ve Heykel Müzesi, İzmir, Türkiye
2004 “II. Linen Cloth Bienale”, Krosno, Polonya
2003 “Adımlar…”, Lif Sanatı Sergisi, Başak Sigorta Sanat Galerisi, İzmir, Türkiye( solo)
2003 “20th.Jubilaum International Textile Art Exhibition & Symposium”, Graz, Avusturya
2002 “SCYTHIA IV International Symposium & Exhibition, Textile Art”, Kherson, Ukrayna
2001 “10th International Tapestry Triennale” Lodz, Polonya
2001 “17th International Biennial Exhibition of Contemporary Fiber Art”, Pittsburg, ABD
2000 “16th International Textile Art Symposiumn” Graz, Avusturya

Bize Ulaşın

Adres: - Alsancak / İZMİR

Telefon: 0232 222 33 11

E-Posta: rakelasal@gmail.com

Web: http://raselrakellaasal.com/