Ürün Adı: Duyuyor musun Kalbim?
Ürün Kodu: 2001
Bu ürün 620 kez incelendi.

“Duyuyor musun kalbim?”  Aklın ve Kalbin Duyabildiğince…
“Duyuyor musun kalbim?” Raşel Rakella Asal

 BOŞDERS KİTAPLARI, İstanbul, 2003

Raşel Rakella Asal’ın bu kitabı, klasik metin incelemesi yoluyla ele alınmaya yatkın bir ürün görünmüyor kanımca. Daha doğrusu, ‘yeni metin tanımı’ denilen “biçimci”* bakışla değerlendirilmeyi bekliyor okurdan. Parçalar ancak o zaman bütünleniyor, anlamını buluyor.

Kitabın adı, kapağı, kapaktaki tablo, arka kapaktaki tanımlık, yazarın önsözü, okuru adım adım parçaların bütünlediği ana metne yaklaştırıyor. Bu noktada kitabı duyma, kulağı aşıp kalbe yönelmeye başlıyor. Yazar, okuru yan metin unsurları diyebileceğimiz ‘tanımlık’ ve ‘önsöz’ ile ana metne çekmeyi başarıyor. Okur, yazara gezisinde eşlik etmeye hazırlanıyor. İlkin, kapaktaki tabloya dönüyor. Onu çözmeye, okumaya çabalıyor. Bu çaba, okuru tabloyla ilgili araştırmaya yöneltiyor. Okur, İspanyol ressam Picasso’nun İspanya’da 1930’lu yıllarda çıkan iç savaşa karşı tepkisini yansıttığı ‘Guernica’ adlı başyapıt hakkında ayrıntılı bilgilere, Picasso’nun sanat anlayışına,* oradan da İspanya’nın o döneme ait tarihine ulaşmaya çalışıyor. Yazarın ‘önsöz’ de belirttiği gibi, Picasso’nun acı kahkahalar eşliğinde sanki kendisinin de çırpınışlarını izlediğini duyumsuyor. Ve yazarın ardına düşüyor okur.

Yazar İspanya gezisindedir. Ancak bu gezi, gidilen ülkeye ait izlenimlerden öte, oranın tarihine damgasını vurmuş iç savaşın etkilerini araştırmaya yönelmiştir. Picasso’nun ‘Guernica’ adlı başyapıtında iç savaşı duygusal yoğunlukla yansıttığını fark etmiştir.  Yazarın, yaşadığı yolculuk an’-lar-ı ‘Guernica’ aracılığıyla geçmişe yaptığı içsel yolculuklarla sürekli kesişmektedir. Yolculuk, zıt yönlü bir sürerliktedir. Yazar, somut ve düşünsel sürerlikle kendini ve geçmişi sorgulamakta, okurda da aynı duyarlığı yaratmaktadır. Böyle bir biçem, okuru somut bir gerçeği aktarmaya dayanan o alışılmış yolculuk anlatılarından farklı bir ürünle tanıştırıyor. Kitap etkileyici, çekici, farklı desenlerin bütünleştiği bir motife dönüşüyor.

        Metnin ilk parçasına, “Rimbaud’dan bir alıntı ile giriyoruz:

        “Ezelden çıkıp geldin,

       Her yere gideceksin.”

Ardından yazar, yolculuğa yönelik düşüncelerini dile getiriyor. Yabancı bir ülkede kaybolmak isteğini duygulu şu tümcelerle aktarıyor. “… Nasıl da sıkı sıkıya sarılırız benliğimize, yaşadığımız kente, anılarımıza, çocukluğumuza. Özünde kendini yitirme edimi olan bu serüveni keşfettiğimde, artık onun da keyfini çıkarmaya çalışacaktım…” (s: 11) Yolculuğu, ülkesinde kalmaya yargılı olduğu kendinden uzaklaşmak, kaldırımda gömülü taş olmaktan kurtulmak, hep aynı insan değil, bir başkası da olabilmek diye tanımlarken alıntılara yer vererek duygu yoğunluğunu okura da aktarıyor.

toz  toz akacak zaman

o en içli,

en serseri

en âşık.

Yine yollardayım.

Yazar, ana metni oluşturan parçalarda, gezisini farklıymış gibi görünen ancak birbiriyle iç içe bir bakışla değerlendiriyor.  Okur bir yandan, onun yolculuk izlenimlerinin ‘Guernica’ yı çözümleme uğraşında esinlendiği görüntüleri yansıttığını; bir yandan da bulunduğu ülkeyi ‘Guernica’ dan bakarak değerlendirdiğini düşünüyor. Ölçülebilen, boyutlu bu yapıtın, her yorumda sonsuza dek bölünebildiğini söyleyen yazar, tablodan kendisine yansıyan görüntüleri duygularıyla harmanlayarak aktarıyor. Okur, bu tümcelerde savaşın iğrenç yüzüyle karşılaşıp insanın umarsızlığını hüzünle izliyor. “…Atlardan biri salına salına, koca gövdesini sürükleye sürükleye geçip gitti önümden. Ellerimi uzatıp onlara değebilmek için var gücümle sıçradım. Bir değebilsem, onlara bir binebilsem, gökyüzüne ulaşacaktım. Belki de o zaman Tanrı’yı görebilir, ona neden bir türlü görünmediğini sorabilirdim.” (s:22-23) Yazarın ‘tanımlıkta’ sözünü ettiği “…şimdiki zaman bireyinin  kendine, dünyaya sorduğu acıtıcı sorular” dan biri bu olsa gerek.

Yazar, tabloda savaşın hiçbir varlık ayrımı yapmaksızın her şeyi kırıp geçirdiğini görüyor. Direnen çınar, henüz teslim olmamış palmiye, kurumuş dallar… Cüceler, tuhaf görünümlü palyaçolar, soytarıyı çağrıştıran atlar, muzip birileri de tabloda yerlerini alıyor. Kahkahalar gözyaşına, şaşkınlığa, hüzne dönüşüyor. Bunların yanı sıra kükreyen hayvanlar da var. Sanatçı (Picasso), Guernica’nın bombalanmasında hayvanların da insanlar gibi acı çektiğini izleyiciye duyuruyor. Tüm canlıları gözeten duyarlığını tabloya aktarıyor. Okur, bu görselliği söze aktaran yazarın dilinden, bir ülkeden gelip geçmiş ancak, tabloda kalıcı kılınmış gerçekleri izliyor.

Yazar, bulunduğu ülked