Ürün Adı: Cecile
Ürün Kodu: 1594
Bu ürün 266 kez incelendi.

Yahudi Soykırımının Romanı

 

İnsanın zalimliği, yaptıklarını bilinçli olarak yapmasındandır. Yoksa aslan da insanları veya başka yaratıkları parçalar, yer, kurt da çakal da. Oysa insan “eşraf-ı mahlûkat”  olarak görülen, birçok dinde kutsanan, öne çıkarılan bir varlık. Dolayısıyla ondan vahşi hayvanların yaptıklarını beklemek ya da onu doğal saymak olacak şey değildir. Genel olarak teknolojinin gelişmesiyle daha çok insan öldürme, insanlara zulmetme olanağı doğmuş ve insanın insana ve doğaya zulmü artmıştır. Bu,  Hitler’in, Mussolini’nin yaptıkları için de geçerlidir; Hiroşima, Nagazaki’de atom bombasıyla binlerce insanın yok edilmesi, sakatlanması, kuşaklar boyu hastalığa maruz bırakılması için de geçerlidir.

İnsanın iyilik gizilgücü de sonsuzdur kötülük gizilgücü de. II.Dünya Savaşı  sırasında Hitler’in  ve onun robotlaşmış takipçilerinin; insan sürüsünün  yaptıkları insanın kötülük gizilgücünün sonsuz olduğunu ispatlamıştır. Bundan öte kötülük olamaz.

R.R.Asal’ın Cecile* romanı alt başlığında da belirtildiği gibi “Holokost’a Bir Ağıt”tır ve bu insanlık dışı soykırımı, zulmü, eziyeti, işkenceleri anlatmaktadır. Zaman zaman şiirsel, lirik bir dille ölülerin ardından yakılan ağıt gibi, roman akıp gitmektedir. Böylesi bir acının romanına estetik açıdan bakmak belki lüks gibi görünebilir ancak mademki olaylar belgesel değil roman biçiminde sunulmuş bizim de estetik açıdan değerlendirmemiz gerekir. Akıcı bir anlatımla geçmişe gidiş gelişlerle ve zamanın karmaşasını yansıtan karmaşık bölümleriyle iyi bir roman Cecile.

Psikoljik boyutuna gelince çok çeşitli yönlerden incelenebilir: Öncelikle roman kahramanlarının ruhsal durumları ele alınabilir. Bütün bir Yahudi toplumu; Polonya toplumu ve Almanların psikolojileri ele alınabilir. Öte yandan yazarın yaratıcı süreç içindeki ruhsal durumu ve psikodinamiği de irdelenebilir. Asıl öncelememiz gereken romanda anlatılanların psikolojileridir.

Yahudi toplumuna baktığımızda; tarihte görülen en ağır zulmü, işkenceyi kırımı yaşamakta olan o insanların içinde dürüstçe toplumunun maruz kaldığı acıya göğüs germeye, hayatta kalmaya çalışan, birbirileriyle dayanışma, yardımlaşma içinde olan büyük bir toplum var. Öte yandan aynı toplum içinde çıkarcı, kendisini kurtarmak için vatandaşını, dindaşını satan, işkenceci Almanlarla ortak hareket eden kendi insanlarını ele veren kişiler de var. Tabii bunlar olası ki kişilikleri yeterince gelişmemiş, zayıf, belki anti sosyal insanlardır ve o yönleriyle özellikle seçilmişlerdir. Bir kısmı Yahudi Polisi olarak işlev görmekte, bir kısmı da onlara yardım etmektedirler. Asıl Yahudi toplumunun içinde ise insanların tutumları, davranışları kişilik yapılarına göre değişmektedir.

Cecile’in ailesi üzerinden bir ailenin trajedisinin odakta olduğu romanda Cecile’in babası daha sessiz, zayıf, çabuk yılgınlığa düşen, şaşkınlık yaşayan biriyken annesi cesur, kolay pes etmeyen, her zaman girişimde bulunma, kurtulma ve ailesini kurtarma becerisi gösterebilen bir kahramandır. Baba sanata düşkün, galeri işleten şiirden hoşlanan ve sanatın insan yaşamındaki önemini vurgulayan bir kişidir. Ablası müzikle ilgili, güçlü biri olarak tanımlanırken Cecile tiyatroyla ilgilenen, Yahudi gettosunda sürekli tiyatro yaparak ya da saklandıkları tavan arasında günlükler yazarak insanlara moral vermeye ve dik durmalarına yardımcı olmaya çalışan 15-16 yaşlarında bir genç kızdır. Oysa o kendisini bu ailenin en zayıfı olarak görmekte ve “nasıl oldu da hepsi öldü bir ben sağ kaldım?” diye düşünmektedir. Tabii böylesi çalkantılı dönemlerde, savaşta, soykırımda kimin başına ne zaman ne geleceği çoğu zaman rastlantıya kalmıştır. Gerçekten belki de en zayıf olan, bir biçimde hayatta kalabilmiş diğer güçlü aile bireyleri öldürülmüş, Auschwitz de vb. krematoryumlarda yakılmışlardır. Ablanın uzun saçları kesilip kazınmış ya denizaltılarda minder ya da halat örme işinde kullanılmıştır.

Akla hayale gelmeyecek ayrıntılarla dolu romanın hazırlık aşamasında Asal’ın çok uzun bir çalışma yaptığı söylenebilir. Bütün bu ayrıntıları, Varşova’yı, insanların yaşadıklarını olası ki tarih, biyografi vb. kitaplar ve belgelerden araştırmış ve romanını yazmıştır. Masa başı yazılıp geçilecek bir roman değildir Cecile. Yoğun emek harcanarak yazılmıştır.

Yazarın sadece Yahudilere yönelik zulme, soykırıma değil bütün evrensel zulümlere karşı bir tavır içinde olduğunu, hümanist bir yaklaşımla evrensel insan acısını işlediğini söyleyebiliriz. Yahudi soykırımının yanında Hiroşima acısı, Filistinlilerin, Afganlıların çektikleri vb. dünyanın her yerinde ve tüm zamanlarda yaşanan acılar Asal’ın romanında yer alan, anımsatılan durumlardır. Bu da romana evrensel bir bakış kazandırmaktadır.

Asal, savaş sonrası Cecile’in ailesini anlatırken mutlu ama zaman zaman geçmişte çekilen acıların anımsanmasıyla hüzünler de yaşayan bir aile tablosu çizmektedir. Savaş sonrası yakın geçmişte güzel bir ilişki sürdürdüğü ama erken ölen eşin ardından yaşanan bireysel acı, çocuklar, torunlar şefkatli bir duyguyla anlatılmaktadır. 

Daha sonra ise çocukluğunun yurduna (Polonya’ya)yaptığı yaşlılık dönemindeki gezide gençliğinde yaşadığı acıların yeniden yaşanması ve yeniden travmatize oluşlarını izliyoruz. Rehber eşliğinde dolaştığı kentler, ölüm kampları, krematoryumlarda eski anıları canlanmakta ve derin acılar yaşamaktadır. Yabancılaşmış bir rehberin anlattıklarını  acıyla düzeltmektedir. Kahramanımız zaman zaman da çeşitli konferanslarla halkının çektiği acıları başka insanlara, o toplumun gençlerine anlatarak insanlık ve aile görevini yerine getirmektedir.

Polonya halkının nazilerden,  SS lerden çektiklerini de zaman zaman anlatmakta, içlerinde yardımseverlerin olduğuna da dikkat çekmektedir. Polonya halkı genel olarak barışçı, savaşa uzak duran, müziğe düşkün bir halktır. Psikolojik açıdan bu naiflik olası ki  Hitler ve benzerlerinin saldırganlık iştahını kabartmıştır. Yahudilerin yanında Çingeneler, Yunanlılar vb. savaşan halklardan birçok insan tutsak edilmiş ve birçoğu öldürülmüştür. Dünyanın çok sürmez dediği Nazi zulmü 12 yıl sürmüştür.

Barışçı toplumların ne yazık ki savaşçı toplumlarla başa çıkması zordur. Sorun barışçı değil savaşçı olmadadır. Bunun kaynağı ağırlıklı olarak Hitler’e bağlanır. Hitler psikopattı, hastaydı vb. denir. İyi de bir kişi nasıl koskoca bir toplumu patolojikleştirip arkasından sürüklemiştir? Olası ki bu da o zamanki Alman eğitim sistemiyle, pedagojisiyle yakından ilgilidir. Sevgi yoksunu, emirlerle disiplinli bir biçimde robotlaştırılan çocuklar, gençler, erişkinler; sonra bir hasta bireyin emirlerine otomat gibi uyarak bu kadar insanı yaktı, öldürdüler. Psikodinamik açıdan saldırganla özdeşim kuran, hepsi birer Hitler olan insan yığınları. Aşağılık, insana ve kendine yabancılaşmış, robotlaşmış; binlerce insan emriyle yakılırken, zehirlenirken içkisini yudumlayan ve en nitelikli klasik müzik parçaları dinleyen insanlar da var.

Varşova ve çevresinde 1939 ile 1986 arası gidiş gelişlerle bir sarmal halinde anlatılan olaylar 2006’da bitirilmiştir. Ama insanların acıları bitmemiştir. Yeni yurtlarda yeni savaşlar, öldürümler, işkenceler zulümlerle acılar sürmektedir. Filistin’de, Irak’ta, Afganistan’da Suriye’de, Afrika’da... Olası ki benzer bir felaketin yeniden başlarına geleceğinden çok korkan Yahudiler şimdi Filistin’de kendilerine o zaman yapılanların benzerlerini Filistin halkına yapmaktadırlar. Tabii Filistin yöneticilerinin de “sütten çıkmış ak kaşık” olmadıkları ortadadır.

Romanın oldukça akıcı bir dilinin olduğunu söyleyebiliriz.

Yusuf ALPER - Cumhuriyet Kitap Eki - 28 Şubat 2013

*Raşel Rakella Asal.kafekültür Yayıncılık-MEA Kitap, 2012,İstanbul. 

 

Bize Ulaşın

Adres: - Alsancak / İZMİR

Telefon: 0232 222 33 11

E-Posta: rakelasal@gmail.com

Web: http://raselrakellaasal.com/