Ürün Adı: İnsana Dair Bir Keşif Yolculuğunda Heykeltıraş - Cem Sağbil
Ürün Kodu: 1541
Bu ürün 240 kez incelendi.

 

Kentler de toplumsal yaşamın sevinçlerine tanıklık ederler. Hele bu bir sanatsal etkinlikse, hele bu bir resim ve heykel sergisiyse, kentliler üzerinde güçlü, heyecanlı bir etki, hayranlıkla karışık bir saygı uyandırırlar. Yalnız hayranlık ve saygı uyandırmakla kalmazlar, o sergi salonları sanatçının sanata ve dünyaya ilişkin belli bir duruşunu, kendine özgü ifadelendirme biçimini bize aktaran mekânlara dönüşürler.

İzleyicilere sunduğu eserleriyle ve son yıllarda üst üste aldığı ödüllerle sanat çevrelerinde adından sıkça söz edilen bir sanatçı kentimizde sergi açmaya gelmişse bu sevinç kat kat katlanır. Çünkü ressam ve heykeltıraş Cem Sağbil İzmir’de. Resim ve bronz heykellerden oluşan sergi Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergiyi henüz gezmediyseniz sergi 4 Şubat’a kadar sürüyor.

Size Cem Sağbil'in çıktığı, insana dair bir keşif yolculuğu olan ve bu bağlamda kendini sürekli yenileyen sanat serüveninden söz etmek istiyorum. Hele bu yolculuk, kültür ve sanat gibi doğası gereği değişken, dinamik, evrensel ve yerel kültürle etkileşimli, bireysel yaratıcılığın sınır tanımadığı bir yolculuksa çok daha karmaşık bir yolculuktan söz ediyoruz demektir.

Serginin açılışını yapan Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan konuşmasını sergiyi çok beğendiğini belirterek başladı. Sanatçının Türkiye için önemini şu sözleriyle belirtti: “Dünyanın en önemli kültür merkezlerinden biri Paris, orada tek eserleri sergilenen Türk sanatçısı Cem Sağbil… Bu onun için büyük bir onur ama bu onur aslında bizim. Aramızda olduğu için kendisine teşekkür ederiz. Bu sergi İzmirli’nin. Doya doya bu keyfi yaşamaya İzmirlileri davet ediyorum.”

Cem Sağbil 1987 yılından bugüne yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda kişisel ve karma sergiye katıldı. 2000’li yıllarda soyut bir çizgiye yönelmeye başladı. O senelerdeki sergisinde bir mihenk taşı olan “Daphne” heykeli vardı. Çok figüratif bir çalışmayla post-modernist bir tavır sergiledi. Daphne heykelinin ardından Apollo’sunu yapmaya başladığında çok soyut bir çizgi oluşturmuştu. Böylece soyut Dionysos ve Apollo heykelleri doğdu.

2001 yılında Dolmabahçe Kültür Merkezi’nde kırktan fazla küp sergiledi. Müthiş bir enstelasyon tadı ile 2800 metre karelik alanı kullandı. Orası binlerce metre kare siyah kumaş kaplanarak bir tapınak havasına sokuldu. Yaptığı objeler çok ele gelen objelerdi, çok statik objelerdi fakat hem arkaik çizgi, hem mitolojik kavramlar hem de enstellasyon lezzeti vardı.
Heykeltıraş Cem Sağbil’in, mitolojik karakter ve öyküleri anlatımcı figür anlayışı ile şekillendirdiği heykelleri, gerçekte hayata ve insana dair denklemleri içinde taşıdı. Sanatçı, çeşitli boyutlarda gerçekleştirdiği bronz döküm heykelleri, bronzun sertliğini yumuşatırcasına jest ve mimiklerle hareketlendirdi.

2007 yılında Yaşar Sami Göksöz ile birlikte Türkiye’de yılın heykel sanatçısı ödülünü aldı. 2008 yılında Almanya’nın Reutlingen kentinde Herrmann’s Restaurant’ta Türkiye’nin son yıllarda yetiştirmiş olduğu en yetenekli heykel sanatçılarından Cem Sağbil’e ait resim ve heykeller sergilendi. Cem Sağbil’in 2000 ile 2008 yılları arasında yaptığı çalışmalardan 18 bronz ve seramik heykelin yanı sıra sanatçının 21 adet karma teknik ile yaptığı resmi restorana gelenlerin yoğun ilgisini çekti.

Temmuz 2009 – Mart 2010 arasında Fransa’da düzenlenen “Türkiye Mevsimi”nde Cem Sağbil 2 ve 2,5 mt yüksekliğindeki görkemli “Hemera” ile “Ay Tutan Adam” isimli bronz heykelleri ile katıldı. Milyonlarca sakininin gündelik yaşamına ve on milyonlarca turistin ziyaretine anlam, bilgi katan bu eserlerin evrensel kültürün vitrini Paris’te sergilenmesi ile tarihte ilk kez bir Türk sanatçı onurlandırılmış oldu. Böyle bir ayrıcalık, böyle bir kabul aslında Türkiye adına başlı başına bir gurur kaynağı oldu.

Batı ve Doğu, Kadın ve Erkek, Yaşam ve Ölüm… Sanatçının on beş yıldır sürdürdüğü “Ay ile Güneş” temasının en başarılı örneklerinden ikisi, Paris’in en işlek kavşaklarından Magenta bulvarıyla Türk mahallesinde Faubourg Saint Denis Sokağı’nın kesiştiği noktaya kurulan bu heykellerle Cem Sağbil’in de adı sabitleşmiş oldu. Paris’i onurlandıran sanatçılar arasına tarihte ilk kez bir Türk sanatçı ve iki güzel heykeli katılmış oldu.

Sanatçının "Hemera" ve "Ay Tutan Adam" heykellerinde, Hemera adlı heykelin elindeki küre güneşi, Apollon'u, erkeği ve batıyı simgelemekte, diğer heykelin elindeki ay ise doğuyu, kadını, Dionysos'u sembolize etmekte, böylece kadın elinde erkeği, erkek elinde kadını tutmakta, karşıt kavramların birbirini dengelemesi ve uyumu vurgulanmaktadır. Hemera her sabah güneşi çıkarır ve akşam geri götürür. Ay tutan adam ise, dualizmi vurgulamak amacıyla, Hemera'nın yanında yer almaktadır.
Sanat serüveninin ilk yılları, kavramsal sanat için zihinsel hazırlık süreciyle geçti. Sanatçının yıllar sonra adını koyabildiği "azınlık anlayışı" kavramı, başka bir ülkeye yerleşen kişilerin kendi ülkelerindeki değerlere çok daha fazla anlam yüklemelerini ve bu değerlerin fikir ve eylemlerini yönlendirmede ağırlık kazanmasını ifade etti. Bu kavram Sağbil'in uzunca bir dönem Türkiye kökenli mitolojiler üzerinde yoğunlaşmasına neden oldu.

Son yıllarda soyut çalışmalardan çok, anlatımcı figüratif eserlere ağırlık veren Cem Sağbil, insana ait heykeller anlatmayı sevdi, insanı ve ilişkileri irdelerken mizahi bir yaklaşım sergileyerek hem keyif aldı, hem de izleyenleri keyiflendirdi. “Kaşık Melek” serisi çevremizdeki insanların davranış biçimlerini sergiledi. "Birer kanat takabilirsek herkesin melek olması mümkündür" dedi. Kaşığın Brezilya kültüründe ölümsüzlüğü sembolize ettiğini, bu yüzden meleklerin kanatlarını yaparken kaşıktan yararlandığını söyleyen sanatçı, kaşığın bereketi temsil ettiğini ve bereket kavramının da eserlerinde çıkış noktalarından biri olduğunu ifade etti.

Sanatçı insan ve melek figürlerindeki heykellerinde "Fransız karikatürist, ressam ve heykeltıraş Daumier'nin tadı ve ironisi" olduğu yorumunu yaptı. Çok içsel, çok derinden, insana dair söylemler sunan, zarif, esprili bir lisan ile sunulmuş üzgün, kızgın, mahcup, küstah, muzip ve türlü insani ifadeler içindeki bu yumuşacık, naif meleklerin bronzun sertliğinden yaratılması da yine bir dualite olarak karşımıza çıktı.

Sanatçının son eserlerinden "Camı Kıran Adam" isimli eserinde ise, dirençlere karşı dayanan ve onları kıran parçalayan insanı betimledi.

Hayatı, bireyleri ve ilişkileri iyimser, muzip, detaycı bir gözle izleyen Cem Sağbil'in insana dair bir keşif yolculuğu olan bu sanatsal serüveninin ürünlerini izlemeye tüm İzmirliler davetli.

Mit, insanın, ruhun, dünyayı algılama, anlama ve ilişki kurma yollarından birinin ifadesidir. Sanatın yolu duygulardan, duyulardan, gövdeden kendini koparıp saf anlamda boşluğa yüzmekten geçer. Sanatın yolu akıldışı, ahlakdışı bir anlamsızlığa dalmaktır. Sanatın yolu, bu ikisi arasındaki ince, zor, hayati bağlantıları açık tutmak, ilişkilendirmektir. Tüm sanatçılar gibi Cem Sağbil gibi sanatçılar da gerçek ile mit arasında bir bağlantı, bir köprü kurmaya, bundan yararlanmaya çalışırlar. Çalışırlar ki izleyicileri olarak bizler de aynı yolculuğu yapabilelim. Kullandıkları tek araç sanatlarıdır. Sanatla gerçekten kolektif olana, hepimizin içinde canlı ve anlamlı olana ulaşmak isterler. Bu sanat serüvenlerinde kişisel olandan geçip, kendi benliklerine dönerler. Aklı kullanarak, bilerek ve isteyerek mit dünyasının alanına girerler. Bilirler ki benliklerinin içine ne kadar girerlerse, izleyiciye o kadar yakınlaşacaklardır. Sanatın yolculuğudur bu. Kendi içine en derinlemesine dalan sanatçı – ve çok acılı bir yolcuktur bu- biz izleyicilere en yakından dokunan, en açık seçik sesini duyuran sanatçıdır.

Sanat her çağ için merkezi önemdedir. Şair Rilke’nin bir Apollo heykeline baktığında, Appollo’nun onunla konuştuğu rivayet edilir. Efsane bu ya, Apollo’nun ona “Hayatını değiştirmelisin” dediği söylenir. Sanat eserleri de hep bu mesajı verirler: Hayatını değiştirmelisin. Bugün için tüm İzmirlilere Apollo’nun bu mesajını vermek istiyorum. Haydi, hayatınızı değiştirin, gidip görmediyseniz, özgür, sorgulayıcı, bugüne ve güncele odaklı, ama yeni ve farklı bir bakışla geçmişi de güncelleyip bugüne taşımaya çalışan Cem Sağbil’in Güzelyalı Kültür Merkezindeki sergisine gidin. Gidin çünkü sanat yalan söylemez. Sunduğu umut, sahte bir umut değildir.

Umutlu günlere…

Raşel Rakella Asal
25 Ocak 2013

Bize Ulaşın

Adres: - Alsancak / İZMİR

Telefon: 0232 222 33 11

E-Posta: rakelasal@gmail.com

Web: http://raselrakellaasal.com/