Ürün Adı: Dostluğa Dair -Fareler ve İnsanlar -John Steinbeck
Ürün Kodu: 1578
Bu ürün 426 kez incelendi.

 

Yıllardır, zaman zaman hatırladığım bir kitabın yeniden ortaya çıkması, okumaya bir çağrı gibi gelir.  Yeniden okumak isteği, hem duyduğum eski hazzı bir kez daha duymak için, hem de ona yeni bir gözle bakmak içindir.  John Steinbeck’in “Fareler ve İnsanlar” için de öyle oldu.  Romanı ikinci kez okumadan önce, kendime bunca yıl aklımdan çıkmayanın ne olduğunu sorduğumda Lennie karakterinin üzerimde bırakmış olduğu etki kesinlik kazandı.  Kuşkusuz Lennie inandırıcı bir öykü kişisiydi.  Yazar onun dünyasını kurgularken onun ekseninden ayrılmadan, sadece ona ilişkin hayatı donatarak karakterine uygun dili de kurmuştu.  Lennie’yi diğer roman kişilerinden ayıran özelliği onun hepimizden farklı oluşuydu.  Onu yadırgıyorduk ama zaman zaman da ona hak da veriyorduk.  Fakat ne yaparsak yapalım tüm çabalarımız yetersiz kalıyordu.  Onu anlamak için onunla baş başa kalmamız gerekiyordu. 

“Fareler ve İnsanlar” Steinbeck'in roman-oyun olarak adlandırılabilecek türdeki ilk denemesiydi. İkişer bölümden oluşan üç perdeyi içeren eser, hem bir novella hem de bir tiyatro oyunu olarak yazıldı.”

İlk defa 1937 yılında yayınlanan eser, iki gezgin çiftlik işçisi olan George Milton ve Lennie Small'un “Büyük Bunalım “ sırasında Kaliforniya'da yaşadıkları trajik olayları anlatır. 1920'lerde kendisi de evsiz gezici bir çiftlik işçisi olan Steinbeck'in kendi deneyimlerine dayanan bu romanın başlığı, Robert Burns'ün “To a Mouse”(Bir Fareye) isimli şiirinden alınmıştır.

Roman bir anlamda John Steinback’in hayatından, deneyimlerinden ve yaşantısından izler taşıdığını yazarın kendisi 5 Aralık l937 de The New York Times’da söylediği şu sözlerle açıklamaktadır.

“Ben kendim de bayağı uzun bir süre göçmen işçiydim. Öykünün geçtiği yerlerde çalıştım. Karakterler bir yere kadar, çeşitli insanların karışımıyla ortaya çıktı. Lennie ise gerçek biriydi. Şu anda Kaliforniya'daki bir akıl hastanesinde. Onunla haftalar boyunca yan yana çalıştım. Gerçek Lennie bir kızı değil, bir ustabaşını öldürdü. Kızgındı, çünkü patron arkadaşını işten çıkarmıştı, Lennie de dirgeni karnına saplayıverdi. Bunu arka arkaya defalarca yapışını izlediğimi anlatmaktan nefret ediyorum. Onu, çok geç olmadan durdurmayı başaramadık.

Görüldüğü gibi John Steinbeck bildiği tanıdığı dünyaları yazmaktan hoşlanıyordu.  Ya da onları yazdığı zaman daha inandırıcı, daha sağlam öyküler ortaya çıktığını düşünüyordu.  Bu yüzden öykü ve romanlarında yer alan kişilerin birçoğunun bir biçimde hayatta karşılığı vardı. Seçtiği karakterler, anlattığı olaylar ve durumlar insanların trajik yanlarıyla ilgiliydi.  Gerçi edebiyatın özünde bu vardı, edebiyat hep trajik yanlarıyla ilgilenirdi hayatın.  Onun roman kahramanları biraz toplum dışında kalmış, sokakta gördüğümüz zaman belki bize tekin gelmeyen, yolumuzu değiştireceğimiz, ürkütücü tiplerdi. Steinbeck onların içlerinde farklı bir dünya olduğunu, onlarla empati kurmamızı istiyordu.

John Steinbeck insanın yaşamına dair konularıyla hepimizi bir yolculuğa davet eder. Hayaller, yalnızlık, güçsüzlük, yoksulluk, toplumdan dışlanmak, yaşamın acımasızlığının bir panoramasını çizer. Yoksulluklarından dolayı geleceğe güvenle bakamayan insanların romanıdır “Fareler ve İnsanlar”.  Steinbeck bu romanında insan doğasının sert yanını göz önüne serer.  Hemen hemen tüm karakterler George, Lennie, Candy, Crooks ve Curley’nin eşi, hayatlarının bir döneminde çok yoğun bir yalnızlık ve toplumdan dışlanmış olma durumu yaşadıklarını itiraf ederler.

O küçümseyişin özünde iktidar duygusu yatar.   Küçümsenmeye karşı çıkmak isteyen kişi karşılarındakilere haddini bildirme, öç alma hıncıyla dolup taşar.  Kişiyi çaresizleştiren bu hınç duygusu zihnin karanlık dehlizlerinde gezinen, egonun eylemliliğinden bağımsız, bastırılmış bir öfkenin dışavurumudur.

Yok sayılmanın, umursanmamış olmanın, itibarının olmayışının ezikliği içinde bu insanların güven duyacağı bir arkadaşa gereksinimi vardır.  Curley’nin karısı, Lennie’ye yakınlaşmaya çalışır. Onunla konuşmak, ona içini dökmek ister. Bir tiyatro oyuncusu ya da bir film yapımcısıyla evlenmek istediğini, annesinin buna engel olduğunu, çok daha iyi yerlerde olabilecekken, şimdi bu çiftlikte çok sıkıcı bir yaşama mahkûm olduğunu, kocası Curley’yi hiç sevmediğini sırdaşı gördüğü Lennie’ye açıklar.

Yalnız Curley’nin karısı değildir yalnızlığından şikâyetçi olan.  Diğer karakterler de aynı yalnızlık hissi ile çaresizce boğuşmaktadırlar.  Ancak bu yalnızlıklarını kendilerinden daha zayıf insanlarla paylaşırlar.  George’un Lennie ile ilişkisinde aynı tür bir ilişki vardır.  Çiftlikte tanıştıkları Yaşlı Candy de, George ve Lennie'nin hayallerine kapılan ve onlarla beraber çiftlik alma sevdasına kapılan bir işçidir; birikmiş parasının olduğunu ve bu hayale ortak olmak istediğini söyler.  Bir miktar parası olduğu için birden umut saçan bir kimliğe bürünür. Artık iyice yaşlandığını, tek koluyla işe yaramayacağını, ancak yemek pişirip tavuklara bakabileceğini söyleyince üçünün de hayallerine kavuşabilme ihtimali çoğalır. Herkes sevinç içindedir. Güzel günler yaklaşmaktadır.

Zenci seyis Crooks çiftlikteki diğer insanlar tarafından dışlanmıştır. Çiftliktekiler işleri bittikten sonra nal oyunu oynamaktadır. Çiftliktekilerin tek eğlencesi, bu nal oyundur. Crooks, başka hiç kimse ile konuşamadığından bu durumunu idrak edemeyeceğini bilse de Lennie’ye içini dökmekten kendini alamaz. Sırf zenci olduğu için yatakhaneye alınmadığını onunla kimsenin kâğıt oynamadığını, odasına kapanıp kitap okumaktan başka bir şey yapamadığını, yalnızlıktan bunaldığını ona anlatmaktan başka çıkış yolu bulamaz.

Bu gibi sahnelerde, Steinbeck insan doğası hakkında çok önemli bir bilgi verir: güçsüz insanlar kendilerinden daha güçsüz olanlar karşısında güç taslarlar.  George zihnen özürlü Lennie karşısında güçlü olan taraftır.  George’ un sözünden çıkmayan, aşırı sevgi ve saygısından dolayı tamamen George’a tabi olmuş birisidir.

Steinbeck değişik tür güçleri ve güçsüzlükleri roman boyunca sergiler.  Örneğin Lennie’nin belirgin bir fiziksel gücü vardır, hem fiziki yönden hem de görünüş olarak boylu poslu, iri kıyım, sıhhatli biridir, ama aklı kıttır.  Yumuşak fareyi öldürmesinden onun bu fiziki gücünü kontrol edemediğini görürüz. 

Lennie’nin yumuşak şeyleri okşaması, onlara dokunması da simgeseldir.  Lennie’nin bu yumuşak tüylü hayvanlara olan tutkusu ve onları istemeden de olsa öldürmesi onun fiziksel gücünün imgeleştirilmesidir.  Lennie istem dışı, gücünü bu güçsüz hayvanlar üzerinde kullanarak onların ölümüne sebep olur.  O anda Lennnie onlara karşı güçlüdür.  Romanda hiçbir karakter Lennie’nin fiziksel gücüne sahip değildir.  Dev cüssesi ile Lennie de, romanın sonunda,   tıpkı bu yumuşak hayvanlar gibi, aynı yazgıyı paylaşacaktır.  Lennie çevrili olduğu bu vahşi, yırtıcı kuvvetten habersizdir.

Crooks savunmasız Lennie ile konuşurken güçlenir, Curley’nin karısı Crooks’u linç ettireceğini söyleyince birden güç kazanır.  Steinbeck baskı ve şiddetin güçten değil güçsüzden geldiğinin altını çizmiş olur.

Curley’nin gücü onun otoritesinden, çiftlikteki konumundan gelse de, o da eski bir boks şampiyonu olarak fiziksel güçle donanmıştır.  Ve her hangi bir şey ters gittiğinde, emirleri yerine getirilmediğinde gücünü etrafında çalışan işçileri korkutmak ve sindirmekten çekinmez.   Okurda Curley’e karşı bir nefret oluşur.  Curley karakterinde insan doğasının yırtıcı, vahşi ve sert tabiatına tanık oluruz.  Lennie fiziksel güçlülüğünün yanında akli dengesinin bozukluğuyla edilgen duruma düşmüştür;  bu tipik evrensel kuraldır, güçsüzün bu dünyada yeri yoktur.

George ve Lennie fiziksel ve duygusal açıdan birbirlerine ne kadar zıt olsalar da kurdukları dostluk o kadar güçlüdür. Bu dostluk  aralarında o kadar olağanüstü bir bağ oluşturur ki kendilerini diğer insanlardan özel hissederler. Kendilerini farklı yapan bir özellikleri de düşleri olmasındandır.  Şöyle anlatır George:

“Ama biz onlar gibi değiliz.  Bizim bir gelecek planımız var.  Söylediğimizi dinleyen, bize önem veren bir var yanımızda.  Gidecek baika bir yerimiz olmadığı için bir barda oturup burnummuzu viski bardağına sokmak zorunda değiliz.  Onlar hapse girseler tek başlarına çürürler orada, bir arayanları olmaz.  Biz onlar gibi değiliz.” (s. 20)

George Lennie’nin aklı dengesinin yetersiz olduğundan şikayetçi değildir.  Onu bir annenin yavrusunu sahiplenmesi gibi koruma altına almıştır. Dostluklarına dair George şöyle söz eder:

"Evet," dedi, "Birbirini tamamlayan iki insan gibiyiz."

Başparmağıyla Lennie'yi gösterdi:

"Aklı tam değildir, ama sıkı işçidir, içinde bir kötülük yoktur, fakat dediğim gibi aklı kıttır, çok uzun zamandır tanırım."

Slim'in gözleri George'u delerek geçti. Düşünceli düşünceli:

"Birlikte dolaşan insanlara çok rastlanmaz. Nedendir bilmem. Şu kahrolası dünyada insanlar birbirlerinden korkuyorlar da ondan, belki."

George : "İnsanın tanıdığı biriyle dolaşması daha iyi oluyor," dedi.

George, tek başına yaşaması çok güç olan Lennie’yi, hiç yalnız bırakmaz. Bu ayrılmaz ikili kendilerini diğer toprak işçilerinden farklı görürler. Çünkü işçiler kazandıkları parayı ya kumar oynayarak ya da genelevde harcamaktadır. Onlar bu işçilerden ayıran biriktirdikleri para ile kendilerine ait bir parça toprak edinip oraya yerleşmeye dair ortak hayalleri oluşudur. George ile Lennie’nin düşleri büyük bir sebze bahçesi, bir kümes dolusu tavşan ve tavuklardır.  Kışın yağmur yağdığında sobanın içini iyice doldurup, sıcak evlerinde çatıya damlayan yağmuru dinlemektir.  Birkaç dönüm toprağa sahip olduklarında Lennie okşamaktan çok hoşlandığı o yumuşak ve tüylü tavşanların bakımını üstlenecektir. 

“Fareler ve İnsanlar” da Steinbeck’in işlediği ikinci tema yoksul insanların düşlerine inatla sarıldıkları üzerine olan vurgudur.  George, Lennie’ ye hep bir çiftlik kurma hayalini anlatmaktadır. George’un hayalindeki çiftlik:

“ O çiftlik 10 dönüm bir yerdi küçük yel değirmeni de vardır. Küçük bir evi birde tavuk bahçesi var. Sonra bir mutfağı, bir meyve bahçesi, vişnesi, elması, kaysı ve cevizi birazda dudu vardı. Yonca için ayrı bir yer ve yoncalığı sele boğacak kadar da bol su var. Birde domuz ahırı var. Birkaç domuz besleye biliriz, vaktiyle dedemin olduğu gibi pastırma sucuk yapar orada kurutur, sosis yaparız ve buna benzer her şeyi yaparız. Sonra somon balığı çıkınca binlerce tutar salamurasını ve çirozunu yaparız. Meyve yetiştiği zaman konserve yaparız. Küçük bir evimiz ve kendimize mahsus bir odamız olacak. Şişman küçük bir dökme demir soba… Kışın sobayı hiç söndürmeden yakarız. Tavşanların için yoncalığa gider yonca toplarsın onlarla sen ilgilenirsin…” (s.85- 86)

George ve Lennie’nin dostluklarındaki trajik sonun nedeni bu kişilerin hayallerinin ulaşılmaz olduğunu anlamamalarındandır.  Onların trajedisi kendi erişebileceklerinden daha büyük hayallere kapılmış olmalarıdır.  Steinbeck insanın içine düştüğü çıkmazı kendisinin yarattığını gösterir.

George ile Lennie’nin hayallerindeki çiftlik hiç kimsenin ulaşamadığı bir yerde olmasından dolayı çekicidir. Crooks böyle hayal edilen bir çiftlikten öyle etkilenir ki, hemen o da bu hayale dâhil olmak ister.  Crooks daha önce de çok insandan aynı hayali dinlemiş olsa da, kendine bu hayalin tılsımına kapılmaktan alamaz.  Onun sadece istediği üzerinde çapalayacağı küçük bir tarla parçasıdır. O güne kadar onlara yabancı olan Crooks birden onların hayaline dâhil olmakla onların yakın arkadaşına dönüşür.  Herkesin düşü farklı olsa da, onlar kardeşçe birbirlerine destek olacak, birbirlerini koruyacaklardır. Yaşadıkları kötü şartlarda,  boğuştukları yalnızlıklarında onların bu dostluğu yüceltmeleri doğaldır.  Onların yaşam şartları o kadar acımasız ve yırtıcıdır ki, öyle bir dünyada tek kurtuluş kardeşçe bir yakınlaşmadır.

 

Raşel Rakella Asal

4 Şubat, 2014

 

Bize Ulaşın

Adres: - Alsancak / İZMİR

Telefon: 0232 222 33 11

E-Posta: rakelasal@gmail.com

Web: http://raselrakellaasal.com/